Radyasyondan Koruyucu Kumaş

Işıklar Askeri Hava Lisesi öğrencileri “Milli Kalkan Sodyum Pentaborat” projesi kapsamında radyasyondan koruyan kumaş geliştirdi.

radyasyon-koruyucu-kumas

Bursa’da, Işıklar Askeri Hava Lisesinde bir grup öğrenci tarafından “Milli Kalkan Sodyum Pentaborat” adlı proje çerçevesinde, radyasyondan korunmaya yönelik kumaş geliştirildi.

Okulun son sınıf öğrencilerinden Tahsin Elmas, AA muhabirine yaptığı açıklamada, arkadaşları Seyit Alp Herdem ve Yaşar Harun Kıvrıl ile 1,5 yıl önce proje belirleme çalışmaları sırasında Türkiye’de kimyasal, biyolojik ve radyoaktif saldırılara karşı kullanılan koruyucu kıyafetleri incelediklerini ve bunların ithal edildiğini öğrendiklerini söyledi.

Bu kıyafetler için her yıl yurt dışına milyonlarca doların aktarıldığını gördüklerini vurgulayan Elmas, “Bunun üzerine, ‘Bir milli koruyucu kıyafet üretebilir miyiz’ fikriyle yola çıktık ve Hava Öğretmen Binbaşı Mustafa Şevik danışmanlığında proje çalışmalarına başladık” dedi.

Elmas, radyasyonun 21’inci yüzyılın en büyük sorunlarından biri olduğunu, bu nedenle buna çözüm bulmak için iyi bir çalışma dönemi geçirdiklerini anlattı. Türkiye’nin, dünyadaki bor rezervinin yüzde 72’ine sahip olduğunu dile getiren Elmas, “Boru sentezleyemediğimizden, özel bor türevi haline getiremediğimizden dolayı bu milli varlığımız heba olmakta. Hem kendi varlığımızı koruyup hem de bunu radyasyonda kullanmayı amaçladık” diye konuştu.

Özel bir bor türevi olan sodyum pentaboratı ülkede ilk defa sentezlediklerini anlatan Elmas, şunları kaydetti: 

“Sodyum pentaborat kullanarak bir koruyucu kıyafet üretimi gerçekleştirdik. Ürettiğimiz kumaşı radyasyontestlerine tabi tuttuk. Test sonucunda, ürettiğimiz kumaşın yüzde 75 gibi oldukça yüksek bir oranda radyasyonu önlediğini fark ettik. Ayrıca gama testi neticesinde sodyum pentaborat miktarının artışına paralel bir şekilde kumaşın arkasına geçen gama radyasyonunun azaldığını fark ettik. 3 farklı enerjide de bu teyit edildi. Ayrıca ‘x’ ışını testinde de sodyum pentaboratla aynı değere sahip kurşun eş değeri belirlendi ve sodyum pentaboratın kurşuna göre 2,5 kat hafif olduğu ortaya konuldu. Bu neden önemli; şu anda günümüzde kurşun koruyucular kullanılmakta. Kurşun koruyucular oldukça ağır olduğundan dolayı hareketleri kısıtlamakta ve iş verimini düşürmekte. Yaptığımız sodyum pentaborat kumaş 5 kilogram ağırlığında olduğu için hem hareket kısıtlamasını önlüyor hem de iş verimini artırıyor. Bu kapsamda bu kumaşların ülkemizde her yerde kullanabileceğini düşünüyorum.”

Işıklar öğrencilerinin projesi ABD yolunda

Projenin geçen sene Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından gerçekleştirilen okullar arası yarışmada kimya kategorisinde Türkiye birincisi seçildiğini, ayrıca yarışmanın en prestijli ödülü olan “Yılın Genç Araştırmacıları Ödülü”nü kazandıklarını ifade eden Elmas, mayısta ABD’de gerçekleştirilecek “Dünya Liselerarası Proje Yarışması”nda ülkeyi temsil edecekleri bilgisini verdi.

Elmas, elde ettikleri kumaşın özellikle hastane, nükleer santral, üniversitelerde radyasyon deneyi yapılan laboratuvarlarda ve askeri alanlarda nükleer saldırılara karşı korunmaya yönelik olarak kullanılabileceğini bildirdi.

Kumaşın ardından “kanopi”de de yarar sağladı

Kıvrıl ise projenin tüm insanlığı ilgilendiren ölçekte olduğunu vurguladı.

Pilotların, yüksek irtifada uçtukları için uzaydan gelen kozmik radyasyonlara maruz kaldığını ve onların pek çoğunun ölüm nedenlerinin başında kanserin geldiğini bildiren Kıvrıl, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Pilotların radyasyona maruz kalmasına engel olmak istedik. Bunun için de pilotların oturduğu yerin üst kısmındaki camı yani ‘kanopi’ dediğimiz kısmı sodyum pentaboratla kapladık. Daha sonra da bu kanopinin yapıldığı malzemenin içine sodyum pentaborat ekleyerek üretim çalışmaları gerçekleştirdik. Bunun ardından radyasyon testlerini yaptık. Ürettiğimiz kanopinin, gelen radyasyonların yüzde 49’unu, kapladığımız kanopinin ise yüzde 12’sini durdurduğunu gördük. Ayrıca ürettiğimiz kanopi örnekleri sadece bir santimetre kalınlığında ama normal uçaklarda kullanılan kanopiler 3 santimetre kalınlığında. Bunun kalınlığı arttığında engelleme miktarının daha da aratacağını düşünüyoruz. Bu konuda da çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”

Cam ve Cam Seramikleri

Camlar aşırı soğumuş sıvı olarak nitelenirler, çünkü kristal değillerdir. Camlar sertliği, saydam oluşu ve kimyasal dayanımı ile önem taşır. Reaktif ve dispersif özellikleri, basma ve çekmeye karşı dayanımları ve genleşme katsayısı da bu özellikleri iyileştirir.

Çoğunlukla alkali ve toprak alkali silikatlardan elde edilen, bazen borat, alümina ve az miktarda başka bileşikler de katılan kompleks karışımlardır. Hammaddeler karıştırılarak eritilir, ısıtılarak yumuşatılır ve biçimlendirilir ve tekrar soğutulduklarında ise billurlaşmazlar.

Cam üretiminde silika (saf kuvars), soda (teknik saf Na2CO3) ve kireç [ (kalsiyum oksit (kireçtaşı (CaCO3)), kalsiyumlu feldispat (CaAl2Si2O8) ya da dolomit (CaCO3-MgCO3)`ten yararlanılır] temel hammaddelerdir. SiO2-NaO faz diyagramı temel alınarak üretim planlanır. Hammaddeler içinde bulunan demir ve krom cama renk verdiğinden belli değerler altında kalmalıdır

Cama çoğunlukla katılan bir dördüncü bileşen bor oksit (B2O3)`tir. Bu bileşen camın ısıl genleşme katsayısını düşürür ve çok iyi fiziksel özellikler kazandırır. Pb3O4 yapısındaki kurşun oksit ise, camın optik özelliklerini artırır. Adi camda, yaklaşık, %65 silis, %18 NaO, %18 CaO bulunur. Cama, genellikle mutlaka, yukarıda sayılanlardan başka, çeşitli nedenlerle (üretim kolaylaştırma, saflaştırma, iyileştirme, renklendirme v.b.) katkılar konur.

Bugün silisyum dioksit, kalsiyum oksit ve sodyum oksit üçlü sisteminin tanımladığı adi cam sınırları, gelişen teknoloji ile zorlanarak darbe dayanımlı, ısıya dirençli, lif yapımına uygun, mermiye dayanıklı, yüksek optik özellikler gibi daha birçok nitelikli türlerine ulaştırılmıştır.

National Geographic televizyonun çekmiş olduğu cam belgeselini izleyebilirisiniz.

Ticari camlar altı grup altında incelenebilir.

1. Kimyasal ve ısıl etkilere çok dayanıklı camlar, SiO2`nin eritilmesi ile hazırlanır. Genleşme katsayısı çok küçük ve yumuşama noktası çok yüksektir. UV ışınlarını çok iyi geçirirler. Isıl dayanıklılıkları yüksektir.
 
2. Alkali silikatlar, çözünebilen camlar olup, yapıştırma işleri için uygundur. Ateşe dayanıklı malzemeler elde etmek için, maddeler su camı ile emprenye edilir. Deterjan ve su üretiminde de kullanılır.
 
3. Soda-kireç camları; pencere camı, cam eşyalar üretiminde uygundur. Erime noktası düşüktür. Bu nedenle işlenmesi de kolaydır.
 
4. Kurşun camları, optik ve dekoratif amaçlı, silika+alkali, oksit+PbO içeren camlardır. Kırılma indislerinin yüksekliği ile ayırt edilirler.
 
5. Borosilikat camları, B2O3+SiO2 içeren camlar olup, optik, bilimsel cihazlar ile laboratuar eşyaları yapımı için uygundur. Genleşme katsayıları çok düşük, sıcaklık şokuna dayanıklı ürünlerdir.
 
6. Özel camlar; emniyet camları, renkli camlar, buzlu camlar, cam lif, ışığa duyarlı camlar, fosfat camları, kimyasal amaçlara uygun özel camlar vb.

Cam seramikler uygun bileşimdeki camların kontrolü kristalizasyonu ile üretilen çok kristalli malzemelerdir. Kontrollü kristalizasyon çekirdekleşme ve kristal büyütme aşamalarında oluşur. Aşağıda bazı cam seramik sistemleri verilmektedir

Li2O-Al2O3-SiO2 sistemi [LAS sistemi]
MgO- Al2O3-SiO2 sistemi [MAS sistemi]
Li2O-ZnO-SiO2 sistemi [LZS sistemi]
Alkali içermeyen yüksek ZnO`li sistemler

Mikropları Öldüren Kompozit

İzmir’de cam elyaf takviyeli polyester (CTP) üreticisi Polser A.Ş. bu ürünün antimikrobiyal olanını üretti. Mikropları mıknatıs gibi yüzeyine çekip yok eden kaplama levhasının ilk olduğunu ve patentini aldıklarını belirten Polser Satış ve Pazarlama Müdürü Kağan Armağan, “Hijyen aranan her sektör için çok önemli bir ürün. Özellikle can alan hastane mikrobuna karşı kurtarıcı” dedi.

mikrop-barindirmayan-kompozit-kagan-armagan

Çınar Grubu’na bağlı olarak 1986 yılından beri Türkiye’de cam elyaf takviyeli polyester (CTP) kaplama levhaları imalatı yapan Polser A.Ş’nin hijyienik olması gereken ortamlar için özel antimikrobiyal (AMB) kompozit levha üretimini gerçekleştirdiği açıklandı. Başta sağlık ve gıda olmak üzere hijyen gerektiren çok sayıda sektörün ihtiyacına karşılık verecek yeni ürünleriyle ilgili konuşan Armağan, “Üretimimizin yüzde 85’ini 60’tan fazla ülkeye ihraç eden bir şirketiz. Polser bünyesinde yürütülen Ar-Ge çalışmalarıyla geliştirilen ve patenti de kendisine ait olan innovatif ürünlere sahibiz. Bu innovatif ürünlerden biri üretimini gerçekleştirip ihracatına da başladığımız antimikrobiyal CTP levha. Polser antimikrobiyal özellikli kompozit levhalar geniş spektrumda mikroorganizmalara karşı etkili. Ege Üniversitesi laboratuvarlarında tüm analizler yapıldı. Duvar ve tavan kaplamasında kullanılan AMB levhalarımızın virüs, bakteri, alg, küf ve mantarlarını yüzde 99.99 oranında yok ederek uygulandıkları ortamların aktif şekilde hijyenini sağladıkları saptandı. Mikrobu tutmamak başka bir şeydir, mikrobu öldürmek başka bir şeydir. Bizim CTP levhamız da mikrop tutmaz, mikrop barınamaz. Ama yeni ürettiğimiz antimikrobiyal CTP levhamız mikrobu öldürür, yok eder, bu kanıtlanmıştır, yarattığımız fark da budur” dedi.

HASTANELER, ET, SÜT İŞLEME TESİSLERİNİN İHTİYACI

Antimikrobiyal CTP levhanın üretiminde sosyal sorumluluk boyutu olduğunu belirten Polser Satış ve Pazarlama Müdürü Kağan Armağan, “Mikroplardan arındırılmış ortamlar insan sağlığı açısından çok önemli. Zaman zaman medyaya hastane mikrobundan ölüm haberleri yansıyor. Hastane mikrobu gerçekten sağlık kurumlarının başının belası. Zeminlerini mikrop tutmayan malzemelerle döşüyorlar, duvarlarını mikrop tutmayan boyalarla boyuyorlar, bu malzemelerin temizlenmesi için sunulan her çeşit temizlik malzemesini kullanıyorlar, buna rağmen başa çıkılamıyor. Ürünümüzün en önemli özelliği mikropları bir mıknatıs gibi yüzeyine çekip mekanik olarak öldürmesi. Yani ortamdaki mikropları yok ediyor. Böyle olunca da istenen hijyen sağlanıyor. Hastanelerin yoğun bakım, kemoterapi üniteleri, laboratuvarları için hijyen çok önemli. Yine başta et ve süt işleme tesislerinde hijyenin şart olduğu gıda sektörü, soğuk hava depoları, veteriner klinikleri bu malzemeye ihtiyaç duyacak sektörlerden bazıları” diye konuştu.

Öte yandan antimikrobiyal CTP levhalarının dünyada ilk olduğunu vurgulayan Armağan, “Dünyada CTP (cam elyaf takviyeli polyester ) üreten 7 firmadan birisiyiz. Bizden başka bu levhadan üreten firma yok. Türkiye açısından bu da çok önemli. Patentini aldığımız bir ürün ve ihracatına da başladık” dedi.

Kompozit Uçaklar Geliyor

Havayoluyla seyahati daha ucuz, daha keyifli, daha konforlu, havayolları için de daha verimli hale getirecek plastik gövdeli Airbus A350, yolculu seferlere başlamak üzere ilk sahibine teslim edildi.

kompozit-ucak

Avrupalı Airbus, Fransa-Toulouse’daki merkezinde, havacılıkta yeni dönemin kapısını açacak, en verimli uçağı, ilk polimer kompozit gövdeli orta boy, uzun menzilli, çift koridorlu A350-900 modelini ilk müşterisi Qatar Havayolları’nın filosuna törenle emanet etti. Qatar renklerine boyanan uçakla Toulouse semalarında Airbus, Qatar Havayolları, uçak motoru üreticisi Rolls Royce yetkilileri ve dünya medyasından 150 havacılık editörleriyle birlikte bir saatlik ilk uçuşu gerçekleştirenler arasında yer aldım.

A350 VE BOEİNG 787-777 YARIŞACAK

Airbus A350 yakıt verimliliğinde yüzde 25 avantaj sağlarken, yeni motor, yeni gövde, yeni kanat ve yeni donanımlarıyla da her koltuk/kilometre maliyetlerini aşağı çekerek, sınıfındaki alüminyum gövde (777) uçaklara göre yaklaşık yüzde 25 tasarruf sağlayacak. Boeing 787 işletme maliyetinde yüzde 10, yakıt maliyetinde yüzde 20 tasarruf sağlayacağını anons ederek ilk uçuşunu tam 5 yıl önce 15 Aralık 2009’da Japon havayolu ANA’ya yaparak, “Polimer Kompozit Uçak Çağı”nı başlatmıştı. Airbus yetkilileri, A350-900 uçağının koltuk başına rakibi Boeing 787-9’a göre yüzde 9 daha az yakıt tüketeceğini öne sürüyor. Ayrıca operasyon ücretleri de yine koltuk başına 787’ye göre yüzde 10 daha düşük olacak. A350’nin rakibinden 35 koltuk daha fazla kapasiteye sahip olmasının da havayollarına yüzde 10 gelir avantajı sağlayacağı ifade ediliyor.

778 ADET SİPARİŞ ALDI

Airbus A350 şu ana kadar, 41 müşteriden 778 adet sipariş aldı. Qatar 80 adetle ilk sırada onu Singapur ve Etihad izliyor AIRBUS A350’DE 3 TIP UÇAK VAR Airbus A350 ailesi 3 tip uçaktan oluşuyor. A350-900, 3 sınıflı konfigürasyonda 315 kişi kapasiteli. A350-800 ise 270 koltuklu ve ailenin en büyüğü, A350-1000 de 350 kişi kapasiteli olacak. Uçak gövdesinin toplam yüzde 70’i titanyum, alüminyum ve kompozit gibi yeni materyallerden oluşuyor. Bunun yüzde 53’ü ise kompozit polimer. Qatar Airways filosuna giren A350- 900’ün diğer aile üyeleri A350-800’ün 2016’da A350- 1000’in de 2017’de hizmete girmesi planlanıyor.

Rolls Royce motorla uçacak A350’nin fiyatı 295.2 milyon $ A350–900 uçağı Rolls Royce Trent XWB motorlara sahip. Gövdesinin yüzde 53’ünün kompozit olması ve yeni motorlarıyla rakiplerine göre yüzde 25 daha düşük yakıt tüketimi sağlıyor. Sivil Havacılık Organizasyonu kriterlerinde en yüksek 21 desibel ses limitiyle dünyanın en sessiz uçağı sertifikasını alan A350-900’ün fiyatı 295.2 milyon dolar.

Hava seyahatine yeni bir boyut kazandıracak Qatar Havayolları Grubu CEO’su Akbar Al Baker, “Qatar Airways için bu yeni bir dönem” dedi. Airbus Başkanı ve CEO’su Fabrice Brégier, “En son uçağımız A350 XWB, endüstrimiz için bir devrim niteliği taşırken hava seyahatine yeni bir boyut kazandıracaktır’ diye bir ifade kullanarak rakiplerine mesaj vermeyi ihmal etmedi. Qatar Havayolları, son teslim aldığı A350 ile Airbus geniş gövde tüm modellerini (A380- A330-A350) filosunda bulunduran ilk havayolu oldu. Şirket ilk yolculu olarak 2015’in başında Qatar Hamad Uluslararası Havalimanı’ndan Frankfurt’a günlük uçuşlara başlayacak.

YENİ UÇAKTA YOLCU İÇİN NELER VAR?

-Geniş panoramik pencereler ve büyük bagaj alanı var.
-A330 kabini geliştirilerek yapılan A350XWB kabini içinde 4’üncü jenerasyon eğlence sistemi olacak.
-Uçak içi aydınlatma sistemi full LED aydınlatma olacak.
-A350 içinde kabin ekibi yüz tanıma sistemi yer alacak.
-Fırın üzerinde yemek pişirme fonksiyonlarının olması.
-Kokpit camları içeriye güneş almayacak.

uzayda-ingiliz-anahtari

Uzay İstasyonunda Üç Boyutlu Yazıcı ile Anahtar Üretildi

Uluslararası Uzay İstasyonundaki astronotlar e-posta ile gönderilen çizimleri üç boyutlu yazıcıya ileterek ingiliz anahtarı yaptılar. Böylece uzayda ilk defa 3 boyutlu yazıcı ile bir ürün üretildi.

uzayda-ingiliz-anahtari

Böylece ilk kez uzaya e posta yoluyla bir gereç yollanmış oldu. Uzay İstasyonu Komutanı Barry Wilmore bir ‘cırcırlı lokma anahtar’ lazım olduğunu söyleyince, Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi Nasa böyle bir çözüm geliştirdi.

Daha önce bu tür durumlarda uzay istasyonundaki astronotlar ihtiyaçlarının karşılanması için bazen aylarca, bir sonraki ikmal uçuşunu bekliyorlardı.

3 boyutlu yazıcının mimarı olan Made In Space adlı şirketin kurucusu Mike Chen “Uzay İstasyonu Komutanı Barry Wilmore’un bu alete ihtiyacı olduğunu söylediğini duyunca yazıcıdan çıkarılmak üzere bir tane tasarlayıp herhangi bir roketten çok daha hızlı şekilde eline geçmesini sağladık” diyor.

Wilmore üç boyutlu yazıcıyı Uluslararası Uzay İstasyonuna 17 Kasım tarihinde kurmuştu.
25 Kasım günü yazıcıyı ilk kez kullanarak, yazıcı için gerekli bir yedek parçayı üretmişti.
Nasa, astronotların bu teknolojinin kullanılmasıyla artık uzun süreli uzay görevleri sırasında ikmal uçuşlarına daha az bağımlı olabileceklerini söylüyor.